Kitap Eleştirileri

İlk Aşk / Turgenyev

26/5/2007 · Kategori:

Turganyev’in İlk Aşk öyküsü bir arkadaş toplantısında anlatılmak üzere yazılmış bir mektuptan yola çıkıyor, arkadaşlarına ilk aşkını anlatacak Vladamir Petroviç’in anılarından. Öykü oldukça basit bir girişle başlıyor. Genç bir oğlan komşu kızına âşık oluyor. Ancak yazar bu aşkı öylesine güzel betimliyor ki ...

 

Tüm hikâye kadın erkek ilişkilerinde büyülenmek ile büyülenmeyi istemek arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. Bu her ne kadar Vladamir’in bakış açısından verilse de,  çevresindeki herkesin kendisine âşık olmasından bıkan Zinaida’nın, âşık olacağı adamı arayışının öyküsü.

 

Kitapta ilk dikkati çeken şeylerden biri; aşkın büyüsü altına giren insanların etkileyiciliklerini yitirerek âşık olunan kişinin gözünde giderek sinikleşmesi, kişinin bunun ayırdında olsa bile buna engel olamaması. Öyle ki, bir zaman sonra Zinaida’ya âşık olan tüm erkekler, büyülenmişcesine onun etki alanına giriyor. Genç kadına ne kadar çok bağlanırlarsa, onu kendilerine o kadar çok bağlayabileceğini sanan erkekler tabii ki yanılıyorlar. Zinaida’nın onlardan istediği kendisini sevmeleri değil, sevdirebilecek kadar kadın üzerinde bir etki gücü yaratabilmeleri. Zaten onların aşkını istemeyen ama bu insanlarla da flört etmeden duramayan Zinaida’nin duygusal çelişkileri ile kadın ruhuna dair müthiş bir tasvir yapılıyor.

 

Bu açıdan bakıldığında, kitabın sonlarında babasının Vladamir’e söylediği gibi bir kadına âşık olmak bir erkek için her zaman tehlike arzediyor. Zinaida’ya âşık olmanın Vladamir açısındansa farklı bir anlamı var: onun ilk aşkı olması. Luşkin’in ilk kez âşık olup bir kadının etkisine giren genç adamı “Senin derin hassas bizimkisi gibi kalın değil henüz… Kendine dikkat et, kapılma!” diye uyarması bu noktada bir anlam kazanıyor.

 

Bir insan için ilk aşk’ı bu kadar özel kılan nedir bilinmez. Ancak görünen o ki, “bütün hayatımız ilk aşkımız.” Bu aşk ise, birine kapılma, onun etkisi altında yitip gitme gibi büyük bir badire şeklinde vuku oluyor çoğu zaman insan hayatında. Ve büyülenip, yaşadığı bu yeni duygular karşısında neredeyse kör olma durumuyla kişi yanlış yöne gittiğini bilmeden, attığı her adımda âşık olduğu insandan biraz daha uzaklaşarak.

 

Turganyev de, Vladamir’in duyguları, Zinaida’nınsa davranışları üzerinden sağlam metinlerle paylaşıyor bu gözlemleri. Yazar belki de, neredeyse öykünün tamamı çok kısa bir dönemde ve sıklıkla Zinaida’nın evinde geçiyor olması nedeniyle kısa tutuyor kitabını. Zaten kitaba etkileyicilik katan da temasını, detaylarla dallandırıp budaklandırmadan basit bir öyküyle vermeye çalışıyor olması.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »